Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu Nedir, Kimleri Kapsar ve Şirketler Nasıl Hareket Etmelidir?

Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu, şirketler hukuku ve ticari risk yönetimi alanında en çok araştırılan başlıklardan biridir. Uygulamada birçok şirket yöneticisi, her anonim şirketin mutlaka sözleşmeli bir avukatla çalışması gerektiğini düşünür. Ancak hukuki tablo daha teknik ilerler. Çünkü yükümlülük her anonim şirket için otomatik biçimde doğmaz; belirli bir sermaye eşiğine ulaşan anonim şirketler bakımından gündeme gelir. Bu yüzden şirket sahipleri, yönetim kurulu üyeleri ve yatırımcılar, zorunluluğun kapsamını doğru okumalı ve ticari yapıyı buna göre planlamalıdır.Doğru okunduğunda bu konu yalnızca bir şekil şartı değildir. Aksine, şirketin kurumsal yapısını güçlendiren, sözleşme süreçlerini disipline eden ve idari para cezası riskini azaltan bir uyum mekanizmasıdır. Üstelik ticari yaşamda çoğu sorun, dava açıldıktan sonra değil; sözleşme yapılırken, yetki dağılımı belirlenirken veya ortaklık ilişkileri yönetilirken doğar. Bu nedenle anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu, yalnızca mevzuata uyum başlığı altında değil, aynı zamanda kurumsal yönetim ve ticari güvenlik başlığı altında da değerlendirilmelidir.
Tanım: Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu, belirli sermaye eşiğini aşan anonim şirketlerin bir avukatla sürekli hukuki hizmet ilişkisi kurmasını ifade eder. Uygulamada bu ilişki çoğunlukla sözleşmeli avukatlık, şirket avukatı desteği veya düzenli kurumsal hukuk danışmanlığı şeklinde yürür.

Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğunun Hukuki Dayanağı

Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğunun temel dayanağını Avukatlık Kanunu m.35/3 oluşturur. Bu hüküm, belirli sermaye düzeyine ulaşan anonim şirketlerin sözleşmeli bir avukat bulundurmasını öngörür. Başka bir ifadeyle konu, tavsiye niteliğinde bir kurumsallaşma önerisi değildir; doğrudan kanundan kaynaklanan bir yükümlülüktür. Bu sebeple şirket yönetimi, meseleyi “gerekirse sonra bakarız” yaklaşımıyla ele almamalıdır. Çünkü yükümlülük doğduğunda artık tercihten değil, uyum zorunluluğundan söz ederiz.Burada önemli olan nokta, kanundaki atfın eski ticaret hukuku sistematiğinden gelmesidir. Buna rağmen uygulama, güncel anonim şirket asgari sermaye tutarı esas alınarak yürür. Dolayısıyla anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu değerlendirilirken yalnızca kanun maddesinin lafzına bakmak yetmez. Aynı zamanda anonim şirketler için yürürlükte olan asgari sermaye düzeninin de dikkate alınması gerekir. Nitekim uygulamada yapılan hesaplama bu iki verinin birlikte okunmasıyla ortaya çıkar.
Kısa cevap: Kanun, belirli sermaye eşiğini aşan anonim şirketlerin sözleşmeli avukat bulundurmasını ister. Bu yüzden yükümlülüğün varlığı, şirket türü ile esas sermaye tutarının birlikte değerlendirilmesine bağlıdır.

Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu Kimleri Kapsar?

İlk bakışta her anonim şirketin aynı kurala tabi olduğu düşünülebilir. Oysa durum böyle değildir. Kanun tüm anonim şirketleri tek çizgide değerlendirmez. Bunun yerine, belirli bir sermaye seviyesine ulaşan anonim şirketleri hedef alır. Bu nedenle küçük ölçekli veya sermaye eşiği altında kalan birçok anonim şirket bakımından özel yükümlülük doğmaz. Buna karşılık eşik üzerindeki şirketler için sözleşmeli avukatla çalışma artık kurumsal tercih olmaktan çıkar ve hukuki zorunluluğa dönüşür.Uygulamada yapılan en yaygın hata, şirketin iş hacmine bakarak sonuca ulaşmaktır. Oysa bu özel yükümlülük bakımından belirleyici olan unsur ciro değil, esas sermayedir. Şirket çok aktif olabilir, yoğun sözleşme trafiği yürütebilir, büyük tedarik ilişkileri kurabilir veya güçlü bir satış ağına sahip olabilir. Yine de esas sermaye gerekli seviyeye ulaşmamışsa bu özel zorunluluk doğmayabilir. Tersi de mümkündür. Görece daha sakin faaliyet yürüten bir anonim şirket, yalnızca sermaye yapısı nedeniyle yükümlülük kapsamına girebilir.

Yükümlülük şirketin büyüklüğüne değil, hukuki statüsüne ve sermayesine bakar

Bu ayrım özellikle aile şirketlerinde ve yeni yatırım alan girişimlerde önem taşır. Çünkü yöneticiler çoğu zaman “biz henüz çok büyük değiliz” düşüncesine dayanır. Ne var ki kanun büyüklük algısına göre değil, objektif kayıt verilerine göre çalışır. Bu yüzden anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu analiz edilirken ticaret sicili kayıtları, esas sözleşme ve sermaye artırımı kararları birlikte incelenmelidir. Böylece şirket, yükümlülüğün dışında kaldığını sanıp sonradan ceza riskiyle karşılaşmaz.

Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu İçin Sermaye Eşiği

Bugünkü uygulamada anonim şirketler için asgari sermaye 250.000 TL olarak kabul edilir. Bu tutarın beş katı ise 1.250.000 TL’ye karşılık gelir. Dolayısıyla esas sermayesi 1.250.000 TL ve üzerinde olan anonim şirketler bakımından avukat bulundurma zorunluluğu gündeme gelir. Şirketler burada çoğu zaman ödenmiş sermaye, fiili nakit durumu veya bilanço büyüklüğü ile esas sermaye kavramını birbirine karıştırır. Oysa bu analizde esas alınan ölçüt, mevzuat ve ticaret sicili bakımından belirlenen sermaye verisidir.Üstelik zorunluluk yalnızca kuruluş anında değerlendirilmez. Şirket kuruluşta eşik altında olabilir; fakat daha sonra sermaye artırımı yaparak yükümlülük kapsamına girebilir. Aynı şekilde yatırım alan veya ortaklık yapısını güçlendirmek için sermaye büyüten şirketler de sonradan bu özel kurala tabi olabilir. Bu nedenle anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu bakımından en güvenli yaklaşım, sermaye değişikliklerinden sonra hukuki durumun yeniden kontrol edilmesidir.

Esas sermaye ile iş hacmini karıştırmamak gerekir

Bir şirketin yüksek ciro üretmesi tek başına bu özel yükümlülüğü doğurmaz. Benzer şekilde çok sayıda çalışanı bulunması, geniş bir müşteri kitlesi oluşturması veya ülke genelinde faaliyete başlaması da otomatik sonuç yaratmaz. Buna karşılık esas sermaye yeterli seviyeye ulaştıysa yükümlülük doğabilir. Kısacası kanun burada ekonomik görünüm kadar hukuki kayıt düzenine de önem verir. Bu nedenle şirket yöneticilerinin ticari başarıyı ve hukuki sınıflandırmayı ayrı ayrı değerlendirmesi gerekir.

Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu Ne Zaman Doğar?

Yükümlülük, şirketin gerekli sermaye düzeyine ulaşmasıyla birlikte önem kazanır. Kuruluşta eşik üzerinde tescil edilen bir anonim şirket için bu ihtiyaç en baştan vardır. Sonradan yapılan sermaye artırımlarında ise karar tarihi, tescil işlemi ve şirketin fiili organizasyonu birlikte değerlendirilmelidir. Pratikte en güvenli yöntem, eşik aşıldığında gecikmeden yazılı bir avukatlık sözleşmesi kurmaktır. Böylece şirket, ileride ortaya çıkabilecek bir incelemede hukuka uygun hareket ettiğini daha rahat gösterebilir.Yalnızca sözleşme imzalamak da yeterli görülmemelidir. Çünkü anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu, kağıt üzerinde ilişki kurmayı değil, sürekli hukuki destek yapısı oluşturmayı amaçlar. Bu yüzden sözleşmelerin gözden geçirilmesi, yönetim kurulu kararlarının denetlenmesi, pay sahipliği ilişkilerinin izlenmesi ve ticari risk alanlarının düzenli kontrol edilmesi gerekir. Aksi halde şirket, biçimsel olarak sözleşme yapmış olsa bile hukuki korumadan beklenen faydayı sağlayamaz.

Sonradan doğan yükümlülük şirketlerde daha sık gözden kaçar

Şirketler genellikle kuruluş aşamasında profesyonel destek alır; ancak büyüme döneminde aynı titizliği göstermeyebilir. Oysa yatırım, ortak alımı, sermaye artışı, yeni yönetim yapısı veya büyük sözleşme trafiği, şirketin hukuki profilini ciddi biçimde değiştirir. Bu nedenle yılda en az bir kez şirketin mevzuat uyum haritasını güncellemek gerekir. Böyle bir denetim hem anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu açısından hem de genel şirketler hukuku düzeni bakımından ciddi avantaj sağlar.

Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu Neden Önemlidir?

Bu yükümlülüğün amacı yalnızca ceza tehdidi yaratmak değildir. Asıl amaç, belirli büyüklüğe ulaşan anonim şirketlerin daha karmaşık hukuki ilişkilere girdiği gerçeğini dikkate almaktır. Büyük sermayeli şirketler daha fazla sözleşme kurar, daha uzun vadeli ticari bağlar geliştirir, daha yoğun insan kaynağı yönetir ve daha çok uyuşmazlık riski taşır. Bu nedenle düzenli hukuki destek, şirketin yalnızca dava çıktığında başvurduğu bir araç olmamalıdır. Aksine, günlük işleyişin güvenli çerçevesini kuran temel bir yönetim desteği haline gelmelidir.Örneğin eksik hazırlanan bir tedarik sözleşmesi, yıllar sürebilecek tahsilat ve tazminat tartışmalarına neden olabilir. Benzer şekilde yanlış düzenlenen pay devri belgeleri, ortaklar arasında derin uyuşmazlık yaratabilir. Ayrıca yetersiz yönetim kurulu kararları, yetki karmaşası doğurabilir. Buna karşılık düzenli danışmanlık alan şirketler, riskleri daha erken fark eder ve çoğu sorunu daha başlangıç aşamasında durdurur. Bu nedenle kurumsal hukuk danışmanlığı hizmeti, yalnızca yasal uyum aracı değil; aynı zamanda ticari güvenlik aracıdır.

Şirket avukatı yalnızca dava takip eden kişi değildir

Uygulamada hâlâ yaygın olan yanlış algı şudur: Şirket avukatı yalnızca dava açılınca devreye girer. Oysa iyi yapılandırılmış bir şirket avukatı desteği, uyuşmazlık doğmadan önce işlev görür. Sözleşme taslağını inceler, yetki zincirini netleştirir, ihtar ve tahsilat sürecini planlar, iş ilişkilerini hukuki zemine oturtur ve şirket içi karar mekanizmasını disipline eder. Böylece avukat, yalnızca sorun çözen değil; sorun çıkmasını önleyen bir profesyonel haline gelir.Dahası, bu yaklaşım şirketin dışarıdaki algısını da güçlendirir. Bankalar, yatırımcılar ve büyük ticari partnerler, hukuki organizasyonu düzenli olan şirketleri daha öngörülebilir bulur. Sonuç olarak anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu, şirketin sadece iç uyumunu değil, piyasa güvenilirliğini de olumlu etkiler. Özellikle büyüme aşamasındaki şirketler için bu etki göz ardı edilemeyecek kadar değerlidir.

Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğuna Uyulmaması

Kanun, yükümlülüğe aykırılığı yaptırımsız bırakmaz. Avukat bulundurmayan şirket için her ay bakımından idari para cezası riski doğar. Bu nokta önemlidir; çünkü eksiklik tek seferlik bir ihlal gibi değerlendirilmez. Süre uzadıkça mali sonuç ağırlaşır. Bu nedenle bazı şirketlerin düşündüğü gibi “bir süre bekleyelim, sonra bakarız” yaklaşımı pratikte daha yüksek maliyet yaratabilir. Üstelik ceza riski yanında kurumsal uyum eksikliği de görünür hale gelir.İdari yaptırımın ötesinde başka sonuçlar da ortaya çıkar. Örneğin yatırım görüşmeleri sırasında hukuki altyapı eksikliği dikkat çekebilir. Banka kredisi incelemelerinde sözleşme ve karar düzeni sorgulanabilir. Ortaklar arasında anlaşmazlık çıktığında geçmiş işlemlerin düzensiz yürütülmesi savunma gücünü zayıflatabilir. Kısacası anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğuna uyulmaması, sadece para cezası sorunu yaratmaz; aynı zamanda şirketin iç denetim ve dış güvenilirlik profilini de zedeler.

Şekli uyum yetmez, gerçek hukuki işleyiş gerekir

Bazı şirketler yalnızca ceza almamak için bir sözleşme yapmanın yeterli olacağını düşünür. Ancak sağlıklı yaklaşım bu değildir. Sözleşmeli avukatla kurulan ilişki, gerçekten işlemeli ve şirketin hukuki ihtiyaçlarına cevap vermelidir. Sözleşme yönetimi, ihtar süreçleri, alacak takibi stratejisi, yönetim kurulu ve genel kurul hazırlığı, iş ilişkilerinin kontrolü ve veri güvenliği gibi alanlar bu ilişkinin doğal parçasıdır. Bu yüzden yükümlülüğe uyum, şekli değil işlevsel bir anlayışla yürütülmelidir.

Şirketler Uygulamada Hangi Adımları Atmalıdır?

İlk adım, şirketin sermaye yapısını güncel ticaret sicili verileri üzerinden doğrulamaktır. Ardından yükümlülük doğuyorsa yazılı avukatlık sözleşmesinin kapsamı belirlenmelidir. Bu sözleşmede danışmanlığın sınırları, belge inceleme yöntemi, toplantı desteği, uyuşmazlık süreçleri, gizlilik ilkeleri ve ücret modeli açıkça yazılmalıdır. Böylece hem şirketin beklentisi netleşir hem de avukatın görev alanı sağlıklı biçimde belirlenir.İkinci adım, hukuki desteği şirketin günlük işleyişine entegre etmektir. Satış sözleşmeleri, tedarik metinleri, gizlilik taahhütleri, ortaklık belgeleri ve iş ilişkileri düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir. Bunun yanında yönetim kurulu kararları, imza sirküleri, yetki matrisleri ve pay sahipliği süreçleri de hukuki filtreye tabi tutulmalıdır. Bu yaklaşım, ticari hız ile hukuki güvenliği dengelemeyi kolaylaştırır. Konuya bu açıdan bakıldığında şirketler hukuku avukatı desteği, büyüyen işletmeler için önemli bir stratejik araç haline gelir.Üçüncü adım ise hukuki danışmanlığı sadece sorun anına sıkıştırmamaktır. Şirketin yeni ürün çıkarması, yeni pazara açılması, yatırımcıyla görüşmesi veya yönetsel dönüşüm yaşaması halinde avukatın sürece erken aşamada dahil olması gerekir. Böylece riskler olay olduktan sonra değil, karar verilirken yönetilir. Ayrıca şirketin genel hukuki yapısını görmek isteyenler için ana sayfa üzerinde yer alan içerikler, hizmet çerçevesini anlamak bakımından faydalı bir başlangıç noktası oluşturabilir.

Şirket içi kontrol listesi hazırlamak fayda sağlar

Pratikte en işe yarayan yöntemlerden biri, şirketin kendi iç kontrol listesini hazırlamasıdır. Örneğin yönetim kurulu kararları düzenli tutuluyor mu, sözleşmeler imzalanmadan önce hukuk incelemesinden geçiyor mu, pay devri sürecinde standart evrak kullanılıyor mu, tahsilat süreçleri hukuki plana bağlanıyor mu, personel ilişkileri düzenli denetleniyor mu gibi sorular belirli aralıklarla cevaplanmalıdır. Böyle bir disiplin, yalnızca uyum riskini azaltmaz; aynı zamanda şirketin kurumsallaşma hızını da artırır.

Limited Şirketlerle Farkı Nedir?

Uygulamada en çok karıştırılan başlıklardan biri, limited şirketlerin de aynı kurala tabi olup olmadığıdır. Cevap nettir: Hayır. İlgili özel düzenleme genel olarak anonim şirketleri hedef alır. Dolayısıyla limited şirketler için aynı sermaye temelli avukat bulundurma zorunluluğundan söz etmeyiz. Ancak bu durum, limited şirketlerin hukuki danışmanlığa ihtiyaç duymadığı anlamına gelmez. Aksine, ortaklık ilişkileri, müdür yetkileri, pay devri ve sözleşme riski bakımından limited şirketler de profesyonel destekten ciddi fayda görür.Özellikle aile yapısında kurulan limited şirketlerde ortaklar arası denge bozulduğunda sorunlar hızla büyüyebilir. Ayrıca müdür sorumluluğu, tahsilat problemleri ve çalışan ilişkileri de çoğu zaman düzenli danışmanlık gerektirir. Bu nedenle limited şirketler için zorunluluk olmasa bile ihtiyaç devam eder. Konuya daha yakından bakmak isteyenler açısından limited şirketlerde hukuki danışmanlık neden gerekli başlıklı içerik de tamamlayıcı bir perspektif sunar.

Anonim şirket yapısı neden daha fazla hukuki denetim gerektirir?

Anonim şirketler yatırım almaya, pay devrine ve kurumsal büyümeye daha açık bir yapıya sahiptir. Bu esneklik avantaj sağlar; ancak aynı zamanda daha karmaşık hukuki alanlar üretir. Yönetim kurulu yapısı, genel kurul süreçleri, pay sahipleri ilişkileri, sermaye hareketleri ve yatırım belgeleri bu karmaşıklığın temel kaynaklarıdır. Bu nedenle anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu, sadece kanuni bir eşik olarak değil; şirket tipinin doğasından kaynaklanan bir ihtiyaç olarak da okunabilir.

Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu Hakkında Sık Yapılan Hatalar

İlk hata, zorunluluğun yalnızca çok dava gören şirketler için geçerli olduğunu sanmaktır. Oysa kanun dava sayısına değil, sermaye ve şirket türüne odaklanır. İkinci hata, dışarıdan ihtiyaç oldukça danışmanlık almanın yeterli olacağını düşünmektir. Yükümlülük doğmuşsa sürekli hukuki hizmet ilişkisini açık biçimde kurmak gerekir. Üçüncü hata ise yalnızca kuruluş anına bakmaktır. Oysa sermaye artışı, yatırım girişi veya ortak değişikliği sonradan yeni yükümlülük doğurabilir.Bir başka hata da hukuki desteği sadece maliyet kalemi gibi görmektir. Elbette her şirket bütçesini düşünür; fakat kötü hazırlanmış tek bir sözleşmenin veya zamanında yönetilmeyen tek bir uyuşmazlığın, danışmanlık ücretinden çok daha yüksek zarar doğurabileceği unutulmamalıdır. Bu yüzden doğru soru “Avukatlık hizmeti ne kadar tutar?” değildir. Daha doğru soru, “Şirket hangi hukuki riski ne kadar erken önleyebilir?” olmalıdır.

Uzun Kuyruklu Aramalar İçin Pratik Cevaplar

İnternette en sık aranan sorular genellikle şu biçimde gelir: “Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu nedir?”, “Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu kaç TL?”, “Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu kimleri kapsar?”, “Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğuna uyulmazsa ne olur?” ve “Anonim şirkette sözleşmeli avukat zorunlu mu?” Bu soruların tamamının ortak noktası şudur: Şirket yöneticileri hızlı, açık ve uygulanabilir cevap arar. Bu yüzden içerikte tanımlara, kısa açıklamalara ve net sonuçlara yer vermek hem kullanıcı deneyimini hem de arama görünürlüğünü güçlendirir.Pratik cevap vermek gerekirse, esas sermaye eşik üzerindeyse yükümlülük doğar; eşik altındaysa bu özel zorunluluk gündeme gelmez. Ancak eşik altında kalan şirketlerde bile düzenli danışmanlık çoğu zaman fayda sağlar. Çünkü ticari yaşamın riski yalnızca yasal zorunluluktan ibaret değildir. Tahsilat, tedarik, ortaklık, çalışan, veri güvenliği ve rekabet alanlarındaki sorunlar, şirketin büyüklüğünden bağımsız şekilde ortaya çıkabilir. Bu nedenle hukuki destek, çoğu işletme için savunma maliyeti değil; karar güvenliği yatırımıdır.

Sonuç ve Pratik Değerlendirme

Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu, belirli sermaye eşiğini aşan anonim şirketler için açık bir hukuki yükümlülüktür. Doğru analiz yapılmadığında şirketler hem idari para cezası hem de kurumsal uyum sorunu yaşayabilir. Buna karşılık yükümlülük doğru yönetildiğinde şirket; sözleşme güvenliği, karar kalitesi, uyuşmazlık önleme kapasitesi ve yatırımcı güveni bakımından daha güçlü bir yapıya kavuşur.Bu nedenle meseleye yalnızca “ceza var mı” sorusuyla yaklaşmak dar kalır. Daha sağlıklı yaklaşım, “Şirketimiz hangi aşamada, hangi risklerle karşı karşıya ve bu riskleri en doğru danışmanlık modeliyle nasıl yönetebilir?” sorusunu sormaktır. Şirketinizin mevcut yapısını değerlendirmek, hukuki süreçleri sistematik hale getirmek ve sürekli destek modelini planlamak isterseniz KG Hukuk, kurumsal hukuk danışmanlığı ve şirket avukatı içerikleri yol gösterici olacaktır. Konuya ilişkin resmi çerçeveyi görmek isteyenler için de T.C. Ticaret Bakanlığı duyurusu yararlı bir başvuru kaynağıdır.
Sık Sorulan Sorular
Her anonim şirkette avukat bulundurma zorunluluğu var mı?
Hayır. Bu özel yükümlülük, belirli sermaye eşiğine ulaşan anonim şirketler için doğar. Dolayısıyla her anonim şirket otomatik olarak aynı kurala tabi olmaz.
Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu için güncel eşik kaç TL?
Güncel uygulamada anonim şirketler için asgari sermayenin beş katı dikkate alınır. Bu hesaplamaya göre eşik 1.250.000 TL olarak değerlendirilir.
Şirket sonradan sermaye artırırsa yükümlülük sonradan doğar mı?
Evet. Şirket kuruluşta eşik altında olsa bile sermaye artışıyla gerekli seviyeye ulaşırsa yükümlülük sonradan doğabilir. Bu nedenle sermaye değişikliklerinden sonra hukuki durum yeniden kontrol edilmelidir.
Sözleşmeli avukat yerine ihtiyaç oldukça dışarıdan destek almak yeterli olur mu?
Yükümlülük doğmuşsa sürekli hukuki hizmet ilişkisinin açık biçimde kurulması gerekir. Bu yüzden sadece ihtiyaç anında dağınık danışmanlık almak, çoğu durumda güvenli yaklaşım sayılmaz.
Uyulmadığında yalnızca para cezası mı riske girer?
Hayır. Para cezası önemli bir sonuçtur; ancak asıl risk, sözleşme düzeninin zayıflaması, kurumsal uyum eksikliği, yatırımcı algısının bozulması ve iç süreçlerin hukuken savunmasız kalmasıdır.
Limited şirketlerde de aynı zorunluluk geçerli midir?
Hayır. İlgili özel düzenleme genel olarak anonim şirketler için uygulanır. Ancak limited şirketler de çoğu zaman düzenli hukuki danışmanlık desteğine ihtiyaç duyar.
İncelediğiniz Konu

Yükleniyor...

Av. Kayhan GERGÖY
Av. Kayhan GERGÖY