Şirket Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler: İşletmenizin Geleceğini Emanet Edeceğiniz Doğru Partneri Bulma Rehberi
Ticari hayatın fırtınalı denizlerinde, bir işletmenin kaptanı (CEO veya İşletme Sahibi) rotayı belirlerken, geminin su almadığından, yasal düzenlemelere uygun seyrettiğinden ve olası korsan saldırılarına (hukuki risklere) karşı hazırlıklı olduğundan emin olmak zorundadır. İşte bu noktada, kaptanın en yakınındaki isim, şirket avukatı devreye girer. Günümüzün hiper-rekabetçi ve regülasyonların sürekli değiştiği iş dünyasında, avukat seçimi artık basit bir hizmet alımı süreci değildir. Hukuk danışmanı olacak bu rehber şirketinize katacakları ile sizi ileriye taşımalı. Bu seçim, işletmenizin sürdürülebilirliğini, itibarını ve mali yapısını doğrudan etkileyen stratejik bir yönetim kararıdır.
Pek çok işletme yöneticisi, şirket avukatı seçimi yaparken genellikle “tanıdık tavsiyesi” veya “en düşük maliyet” kriterlerine odaklanır. Ancak bu geleneksel yaklaşım, modern ticaretin karmaşık yapısında ne yazık ki yetersiz kalmaktadır. Yanlış bir hukuki partner seçimi; kaybedilen davalar, hatalı sözleşmelerden kaynaklanan tazminatlar, idari para cezaları ve hepsinden önemlisi telafisi imkansız itibar kayıpları olarak geri döner. Peki, yüzlerce hukuk bürosu ve avukat arasından, sizin işletme kültürünüze, sektörünüze ve hedeflerinize en uygun olanı nasıl ayırt edeceksiniz? Adaylarla görüşürken masaya hangi kriterleri koymalısınız?
Bu kapsamlı rehberde, bir hukuk bürosu gözüyle değil, işletmenizin çıkarlarını korumayı hedefleyen bir iş ortağı vizyonuyla, şirket avukatı seçerken dikkat edilmesi gereken tüm kritik parametreleri, “insider” (içeriden) bilgilerle ve en ince detaylarına kadar ele alıyoruz.
1. Sektörel Uzmanlık ve Endüstriyel Hakimiyet: Sizin Dilinizi Konuşuyor mu?
Hukuk, uçsuz bucaksız bir okyanustur. Tıpkı tıpta olduğu gibi, hukukta da “her şeyi bilen” bir uzman olması imkansızdır. Bir beyin cerrahına kalp ameliyatı yaptırmayacağınız gibi, uzmanlık alanı Ceza Hukuku olan bir avukata da karmaşık bir birleşme ve devralma (M&A) projesini emanet etmemelisiniz. Ancak uzmanlık kavramını sadece hukuk dalları (İş Hukuku, Ticaret Hukuku vb.) ile sınırlamak da yeterli değildir. Asıl aramanız gereken, “Sektörel Uzmanlık”tır.
Şirket avukatı adayınızın, faaliyet gösterdiğiniz sektöre ne kadar hakim olduğunu sorgulamalısınız.
- İnşaat Sektörü: Eğer bir inşaat firmanız varsa, avukatınızın sadece sözleşme hukukunu bilmesi yetmez; “kat karşılığı inşaat sözleşmeleri”, “imar barışı”, “iskan süreçleri”, “taşeron yönetimi” ve “iş kazası riskleri” konularında sahadan gelen bir tecrübesi olmalıdır.
- E-Ticaret ve Teknoloji: Bir yazılım veya e-ticaret şirketiyseniz, avukatınızın “Lead”, “Conversion”, “SaaS”, “KVKK”, “Mesafeli Satış Sözleşmesi”, “Fikri Mülkiyet (IP)” ve “Uluslararası Veri Transferi” gibi kavramlara hakim olması gerekir.
- Üretim ve Sanayi: Fabrikanız varsa, “Çevre Kanunu”, “Sanayi Sicil Belgesi”, “İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı”, “Sendikal Haklar” ve “Toplu İş Sözleşmesi” süreçlerini bilen bir hukukçuya ihtiyacınız vardır.
Görüşme sırasında adaya sektörünüzle ilgili teknik bir terim kullanın. Eğer sizi anlamıyor ve sürekli açıklama yapmanızı bekliyorsa, o kişiyle ticari süreçleriniz yavaşlayacaktır. Sektörünüzü bilen bir avukat, rakiplerinizin yaşadığı hukuki sorunları bilir ve sizi aynı çukura düşmemeniz için önceden uyarır.
2. “Önleyici Hukuk” Yaklaşımı: Yangın Söndürücü mü, Duman Dedektörü mü?
Türkiye’deki klasik avukatlık anlayışı genellikle “reaktif”tir. Yani sorun çıkar, dava açılır, icra takibi başlar ve avukat o noktada devreye girer. Bu model, şirketler için en maliyetli modeldir. Çünkü başlamış bir yangını söndürmek, her zaman hasar bırakır. Modern şirket avukatı ise “proaktif” (önleyici) olmalıdır.
Seçeceğiniz hukuk partnerinin vizyonu, sizi mahkemeye düşürmemek üzerine kurulu olmalıdır. Aday hukuk bürosuna şu soruyu sormalısınız: “Bizi davalardan korumak için nasıl bir çalışma sisteminiz var?” İdeal bir şirket avukatı, şirketinizle çalışmaya başladığında önce bir “Hukuki Check-Up” (Risk Analizi) yapar. Mevcut sözleşmelerinizi, personel dosyalarınızı, şirket ana sözleşmenizi ve ticari işleyişinizi inceler. Buradaki riskli alanları (örneğin; geçersiz cezai şartlar, eksik personel tutanakları, KVKK ihlalleri) tespit eder ve bunları düzeltir.
Önleyici hukuk, “Duman Dedektörü” gibidir. Sorun daha kıvılcım halindeyken (örneğin; bir tedarikçi ile ilk e-mailleşme aşamasında) avukatınız devreye girer ve ileride doğabilecek ihtilafı engelleyecek hukuki altyapıyı kurar. Size dava kazandıran avukat iyidir; ancak size hiç dava açılmamasını sağlayan avukat mükemmeldir.
3. Kurumsal Yapı: Bireysel Avukat mı, Hukuk Bürosu mu?
Bu karar, şirketinizin ölçeği ve ihtiyaçlarının çeşitliliği ile ilgilidir. Ancak büyümeyi hedefleyen KOBİ’ler ve büyük ölçekli işletmeler için “Hukuk Bürosu” yapısı her zaman daha avantajlıdır. Neden?
Hukuk dalları birbirine girift olsa da uzmanlık gerektirir. Şirketinizin bir gün vergi dairesiyle sorunu olabilir, ertesi gün bir iş kazası yaşanabilir, başka bir gün ise markanız taklit edilebilir. Tek bir avukatın Vergi Hukuku, Ceza Hukuku ve Fikri Mülkiyet Hukuku alanlarının hepsinde “derinlemesine” uzman olması biyolojik olarak mümkün değildir.
- Profesyonel bir hukuk bürosu ile anlaştığınızda, aslında bir “Ekip” satın alırsınız.
- Şirket içi iş hukuku sorunlarınızla büronun İş Hukuku departmanı ilgilenir.
- Ticari alacaklarınız için İcra departmanı devreye girer.
- Sözleşmeleriniz Ticaret Hukuku uzmanları tarafından incelenir.
- Olası bir yönetici sorumluluğu davasında Ceza Hukuku uzmanı sizi savunur.
Bu “Kolektif Akıl”, hata payını minimize eder. Şirket avukatı seçerken, muhatap olacağınız büronun kaç kişilik bir ekibi olduğunu, departmanlaşma yapılarını ve gerektiğinde dışarıdan (örneğin akademisyenlerden) danışmanlık alıp almadıklarını sormalısınız. Ayrıca, “Yedekleme Sistemi” de çok önemlidir. Sizinle ilgilenen avukat hasta olduğunda veya izne çıktığında, dosyanıza hakim ikinci bir kişinin olup olmadığını mutlaka teyit etmelisiniz.
4. İletişim Hızı ve Erişilebilirlik: “Kara Kutu” Sorunu
İş dünyasında zaman, nakitten daha değerlidir. Bir gümrük kapısında malınız takıldığında, iş yerinize polis geldiğinde veya acil bir sözleşme imzalanması gerektiğinde avukatınıza ulaşamamak, büyük ticari kayıplara neden olabilir. Hukuk sektöründeki en büyük şikayet konularından biri “Avukatımla görüşemiyorum” veya “Davamın ne durumda olduğunu bilmiyorum” serzenişleridir.
Şirket avukatı adayınızın iletişim protokollerini en baştan netleştirmelisiniz:
- Acil Durum Planı: Mesai saatleri dışında acil bir durum olduğunda kime, nasıl ulaşacaksınız?
- Raporlama Rutini: Dava süreçleri, icra dosyaları ve danışmanlık konuları hakkında size ne sıklıkla rapor sunulacak? (Aylık yazılı raporlama, kurumsal firmalar için standart olmalıdır).
- İletişim Dili: Hukukçular bazen “Hukuk Jargonu”na (Eski Türkçe kelimeler, Latince terimler) fazla kapılabilirler. Sizin ihtiyacınız olan, size hukuki ders veren değil; hukuki durumu “ticari bir karar vericinin” anlayacağı sadelikte, net ve sonuç odaklı anlatan bir partnerdir.
Dijital iletişim araçlarını (Zoom, Teams, Kurumsal WhatsApp hatları vb.) etkin kullanan, size sadece sorunları değil, çözüm alternatiflerini de sunan (“A yolunu seçersek riskimiz %20, B yolunu seçersek %50 ama maliyet düşük” gibi) bir iletişim modeli talep etmelisiniz.
5. Ticari Farkındalık (Business Acumen): Avukatınız Bilançodan Anlıyor mu?
Bir şirket avukatı, sadece kanun maddelerini bilen bir “kitap kurdu” olmamalıdır. Aynı zamanda ticari hayatın dinamiklerini, paranın maliyetini, nakit akışının önemini ve marka itibarının değerini bilen bir “stratejist” olmalıdır.
Hukuki olarak %100 haklı olduğunuz bir davayı açmak, ticari olarak her zaman doğru karar olmayabilir.
- Örnek: Bir tedarikçinize dava açarak davayı kazanabilirsiniz; ancak bu süreçte tedarik zinciriniz kırılacaksa ve üretiminiz duracaksa, bu “Pirus Zaferi”dir (kazanırken kaybetmek).
Ticari farkındalığı yüksek bir avukat size şunu diyebilmelidir: “Hukuken bu davayı kazanırız ama dava 3 yıl sürer. Bunun yerine arabuluculukla şu miktara anlaşmak, nakit akışınız ve ticari ilişkinizin devamı için daha kârlıdır.” Avukatınızın ROI (Yatırım Getirisi), EBITDA (FAVÖK) gibi temel işletme terimlerine aşina olması, sizin kâr odaklı hedeflerinizi anlamasını ve hukuki stratejiyi buna göre kurgulamasını sağlar. Avukatınız, “İşletmeyi yavaşlatan fren” değil, “Güvenli hız yapmasını sağlayan direksiyon sistemi” olmalıdır.
6. Şeffaflık ve Ücretlendirme Politikası
Avukatlık hizmetlerinde ücretlendirme konusu genellikle “tabu” gibidir ve net konuşulmaz. Ancak sürdürülebilir bir iş ilişkisi için şeffaflık şarttır. Şirket avukatı seçerken, maliyet yapısının en baştan yazılı hale getirilmesi gerekir.
Genellikle üç tip çalışma modeli vardır:
- Aylık Sabit Danışmanlık Ücreti (Retainer): Belirli bir çalışma saati veya hizmet kapsamı (sözleşme inceleme, ihtarname çekme, telefonla danışma vb.) karşılığında ödenen sabit ücret. Bu model, bütçeleme yapabilmeniz için en uygun modeldir.
- Saatlik Ücret: Özellikle yabancı sermayeli şirketlerde yaygındır. Avukatın harcadığı zaman üzerinden faturalandırma yapılır.
- Dava/İş Başına Ücret: Her bir dosya için ayrı ücretlendirme.
Dikkat etmeniz gereken nokta, “Gizli Maliyetler”dir. Anlaşma yaparken şunları sormalısınız:
- Aylık danışmanlık ücretine dava takipleri dahil mi, yoksa onlar için ayrıca ücret mi ödenecek? (Genellikle dava ve icra takipleri, Baro Asgari Ücret Tarifesi gereği ayrı ücretlendirilir).
- Masraflar (Harç, noter, bilirkişi, yol vb.) nasıl belgelendirilecek?
- Şehir dışı işlerdeki harcırah politikası nedir?
En ucuz teklifi veren avukat, genellikle en pahalıya mal olan avukattır. Çünkü tecrübe, uzmanlık ve kaliteli bir ekibin bir maliyeti vardır. Piyasa ortalamasının çok altında fiyat veren bir büro, muhtemelen dosyanıza yeterli vakti ayıramayacak veya tecrübesiz personellerle işi yürütecektir. Avukatlık ücretine “gider” olarak değil, şirket varlıklarını koruyan bir “yatırım” olarak bakmalısınız.
7. Sözleşme Hazırlama ve Müzakere Yeteneği
Şirketler, sözleşmeler üzerinde yükselir. Satış sözleşmeleri, bayilik sözleşmeleri, gizlilik sözleşmeleri (NDA), iş sözleşmeleri… Bir işletmenin en yumuşak karnı, kötü hazırlanmış sözleşmelerdir.
Şirket avukatı adayınızın “Sözleşme Mühendisliği” yeteneğini sorgulayın.
- İngilizce veya farklı dillerde sözleşme hazırlama/inceleme yetkinlikleri var mı?
- Sözleşme müzakerelerinde masada sizin yanınızda yer alıp, karşı tarafın avukatlarıyla çatır çatır pazarlık yapabiliyorlar mı?
- “Copy-Paste” taslaklar mı kullanıyorlar, yoksa sizin ticari modelinize özel “Terzi İşi” maddeler mi yazıyorlar?
İyi bir avukat, sözleşmedeki bir virgülün bile anlamı değiştirebileceğini bilir. Mücbir sebep maddelerinden cezai şartlara, yetkili mahkeme seçiminden fesih süreçlerine kadar her maddeyi, şirketinizi “en kötü senaryoda” koruyacak şekilde dizayn etmelidir. Müzakere masasında, hem hukuki argümanları güçlü hem de ikna kabiliyeti yüksek, “Poker Face” (duygularını belli etmeyen) bir avukat, size milyonlar kazandırabilir.
8. Teknolojiye Uyum ve Dijital Yetkinlikler
Kağıt dosyalar arasında kaybolan, teknolojiyi sadece e-mail atmaktan ibaret sanan hukuk büroları artık tarih oluyor. Dijitalleşen dünyada, şirket avukatı da dijital olmalıdır.
- Veri Güvenliği: Şirketinizin en mahrem ticari sırlarını, mali verilerini avukatınızla paylaşıyorsunuz. Hukuk bürosunun siber güvenlik önlemleri nelerdir? Verilerinizi bulutta mı saklıyorlar, serverlarında mı? Yedekleme sistemleri var mı?
- Takip Yazılımları: İcra dosyalarınızı veya dava süreçlerinizi takip ettikleri profesyonel yazılımlar kullanıyorlar mı?
- KEP ve E-İmza: Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) ve E-İmza süreçlerine hakimler mi?
Ayrıca, teknoloji şirketleri veya dijital pazarlama yapan firmalar için, avukatın “Bilişim Hukuku”, “E-Ticaret Hukuku”, “Sosyal Medya Hukuku” gibi alanlarda güncel içtihatları takip etmesi zorunludur. ChatGPT, Yapay Zeka, Blockchain gibi konularda fikri olmayan bir avukat, geleceğin hukuki sorunlarına çözüm üretemez.
9. Etik Değerler ve Güven: “Kimya Uyumu”
Tüm teknik detayların ötesinde, avukat-müvekkil ilişkisinin temeli “Güven”dir. Şirket avukatınız, sizin “Sırdaşınız” olacaktır. Şirketinizin zayıf yönlerini, mali krizlerini veya stratejik planlarını bilecektir. Bu nedenle, dürüstlük ve etik değerler tartışmaya kapalıdır.
- Çıkar Çatışması (Conflict of Interest): Avukatınızın, aynı zamanda en büyük rakibinizin veya husumetli olduğunuz bir firmanın da avukatı olup olmadığını mutlaka kontrol edin.
- Gerçekçilik: Size duymak istediklerinizi söyleyen değil, gerçekleri söyleyen bir avukat seçin. “Bu davayı kesin kazanırız (%100 garanti)” diyen bir avukattan koşarak uzaklaşın. Hukukta %100 garanti yoktur. Size riskleri dürüstçe anlatan, “Kaybetme ihtimalimiz var, bu yüzden stratejimiz şu olmalı” diyen avukat güvenilirdir.
Ve son olarak “Kimya Uyumu”. Avukatınızla rahat konuşabiliyor musunuz? Sizi dinliyor mu yoksa sürekli kendi bilgisini mi anlatıyor? Telefonu açtığınızda sesini duymaktan rahatsız olmayacağınız, kriz anlarında soğukkanlılığını koruyarak sizi sakinleştirebilecek bir karakter yapısı, uzun vadeli bir iş birliği için şarttır.
10. Referans Araştırması
Adayın web sitesindeki süslü cümleler veya ofisinin dekorasyonu sizi yanıltmasın. En iyi doğrulama yöntemi, referanslardır.
- Hangi şirketlerle çalışıyorlar?
- Daha önce sizin sektörünüzde bir firmaya danışmanlık vermişler mi?
- Mümkünse, mevcut veya eski müvekkilleriyle görüşüp memnuniyetlerini sorun.
Özellikle, “Kriz anında yanımızda oldu mu?” ve “Ulaşılabilir miydi?” sorularını referanslara yöneltin. Bir avukatın itibarını en iyi, hizmet verdiği diğer iş insanları bilir.
Sonuç: Seçim Sizin, Gelecek Şirketinizin
Özetle, şirket avukatı seçimi, ofisinize mobilya veya bilgisayar almak gibi bir satın alma işlemi değildir; işletmenize yeni bir “Kurucu Ortak” almak kadar kritiktir. Doğru avukat, şirketinizi büyüme yolculuğunda karşılaşacağı hukuki engellerden koruyan bir zırh, fırtınalı havalarda geminizi güvenli limana yanaştıran bir kılavuz kaptandır.
Sadece maliyete odaklanarak yapılan ucuz bir tercih, uzun vadede şirketinize en pahalıya mal olacak hatadır. Çünkü yetersiz hukuki temsilin bedeli; kaybedilen davalar, ödenen tazminatlar ve zedelenen iş itibarınızdır.
İşletmenizin geleceğini şansa veya tesadüflere değil; liyakatli, tecrübeli, sektörünüzü bilen ve sizinle aynı dili konuşan profesyonel hukukçulara emanet edin. Hukuk büromuz, tüm bu kriterlerin bilinciyle, şirketlerin sadece hukuki temsilcisi değil, stratejik çözüm ortağı olarak yanınızda yer almaktadır. Doğru bir başlangıç yapmak ve şirketinizin hukuki altyapısını sağlam temellere oturtmak için, tanışma toplantısı talep edebilirsiniz. Unutmayın, en iyi hukuk hizmeti, henüz sorun çıkmadan alınan hizmettir.
Şirket Avukatı Seçimi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
En önemli kriter "Sektörel Uzmanlık" ve "Önleyici Hukuk Vizyonu"dur. Sadece dava kazanan değil, sektörünüzü tanıyan ve sizi olası risklere karşı önceden uyararak dava açılmasını engelleyen bir avukat, şirketiniz için en değerli yatırımdır.
Kesinlikle. Küçük işletmeler, yanlış bir sözleşme veya iş davası yüzünden büyük mali sarsıntılar yaşayabilir. Başlangıç aşamasında doğru hukuki temelleri atmak (sözleşmeler, KVKK, marka tescili vb.), şirketin sağlıklı büyümesini sağlar ve ileride oluşacak yüksek maliyetleri önler.
Ücretlendirme genellikle şirketin iş hacmine ve ihtiyaçlarına göre 3 şekilde yapılır: 1) Aylık sabit danışmanlık ücreti (Retainer), 2) Saatlik ücretlendirme, 3) Dava/iş bazlı ücretlendirme. Şeffaf bir sözleşme ile hangi hizmetlerin (dava takibi, danışmanlık, toplantı vb.) ücrete dahil olduğu en baştan belirlenmelidir.
Şirketlerin ihtiyaçları çeşitlidir (İş hukuku, ticaret hukuku, vergi vb.). Tek bir avukatın her alanda uzman olması zordur. Farklı uzmanlık alanlarına sahip avukatların çalıştığı bir "Hukuk Bürosu" ile çalışmak, "kolektif akıl" ve kesintisiz hizmet (yedekleme sistemi) açısından daha avantajlıdır.
Her sektörün (inşaat, e-ticaret, sağlık, lojistik vb.) kendine has yasal dinamikleri ve riskleri vardır. Sektörünüzü bilen bir avukat, ticari dilinizi anlar, rakiplerinizin yaşadığı emsal sorunları bilir ve size "genel geçer" değil, sektöre özel "nokta atışı" çözümler sunar.
Hayır, hukuken ve etik olarak hiçbir avukat davanın sonucuna dair %100 garanti veremez. Yargılama süreci birçok değişkene bağlıdır. Size garanti veren değil, riskleri dürüstçe anlatan, gerçekçi stratejiler sunan ve süreci en iyi şekilde yöneteceğini taahhüt eden avukatlara güvenmelisiniz.
İletişim sürekliliği esastır. Sadece sorun çıktığında değil, yeni bir ticari karar almadan önce de avukatınızla görüşmelisiniz. Ayrıca avukatınızın size dava süreçleri ve risk analizleri hakkında düzenli (örneğin aylık) yazılı raporlama yapması, kurumsal şeffaflık açısından önemlidir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na göre, esas sermayesi kanunda belirtilen tutarın (her yıl güncellenir) üzerinde olan Anonim Şirketlerin sözleşmeli bir avukat bulundurması zorunludur. Bu zorunluluğa uymayan şirketlere her ay için ciddi idari para cezaları uygulanmaktadır.
Avukatınız sadece sözleşmeyi yazan kişi değildir; aynı zamanda bir "müzakereci"dir. Sözleşmedeki cezai şartlar, fesih hakları, yetkili mahkeme gibi kritik maddeleri şirketiniz lehine düzenler ve karşı tarafla yapılan görüşmelerde ticari menfaatlerinizi hukuki argümanlarla korur.
Yükleniyor...

- 📱 0532 064 5336
- ☎️ 0216 606 60 36
- 📍 Maltepe / İSTANBUL



